Alevi Çalıştayı Türk-İslam Raporunu Sundu(2)
Administrator tarafından yazıldı.
|
08 Şubat 2010
Dursun Ali Küçük-8.2.2010/
Başlık ilginç gelebilir.
Ama Alevi Çalıştayının Başbakan Erdoğan’a sunduğu raporun özetini başlık ifade ediyor.
Kürdistan-aktuelde rapor verilmiş, bu açıdan neyi içerdiğine değinmeyeceğim.
Bir önceki makalemde nelerin tartışıldığına yer vermiştim, yazmak tekrar olur.
Bu rapor Alevilere vurgu yapsa bile veya ilk defa kabul ediyor görünse de özünde Aleviliği-Kızılbaşlığı devlete yamamaya, egemen Suniliğe veya devlet İslam’ına yem etmeyi hedef yapmıştır.
Örneğin çok makul bir talep olan Madımak otelinin müze yapılmasını bile kabul etmemiştir. Orayı tarihe ve insanlığa tanıklık edecek bir yer değil, park yeri yapmayı öneriyor. Bu kadarını fazla gören katılımcılar Aleviliğe nasıl bir çözüm getirdiklerini bana göre ispatlıyor.
Rapor soruna sahip çıkmış görünse bile Aleviliği devletin resmi dini içinde eritmeyi hedefliyor. Kürt açılımı nasıl Kürtlere sosyal haklarını kabul etmeyip, birey hakları içinde sorunu ele almayı öne koymuşsa, Alevili çalıştayı raporu da Alevililerin topluluk olarak var olan doğal inanç ve insani haklarını özünde kabul etmiyor.
Birincisi bütün Aleviler Sünni ilahiyatın bir parçası ve mezesi yapılıyor.
İkincisi Kürdistanlı Aleviler, Kırmançki-Kurmanç Aleviler kendi Alevi inançlarını kendi dilleri ve kültürleriyle yerine getirmesini reddettikleri için, bu Alevi çalıştayı, Kürdistanlı Alevileri Türkleştiriyor.
************
Bu devletin 12 Eylül faşizmiyle net gündeme getirilen Türk-İslam sentezi ortadan kalkmadı. Bir kez sorunu çözmek isteyenler, ister devlet, ister her topluluktan inanç sahipleri öncelikle bu sentezin ve politikanın değiştirilmesini istemelidir ki, her inanç topluluğu kendi dili ve kültürüyle inancını yerine getirebilsin.
Milliyetçi bir egemen İslam görüşü bırakılmadıkça din ve inanç alanında yapılan ve reform olarak sunulan hiçbir şey yerini gerçek anlamda bulamaz.
*************
Tanrı düşüncesi ve inancı Müslümanlıkla ortaya çıkmamıştır. Tek tanrıcı ilk din son Zerdüşt ile gelmiştir. Bu dini inanç Pers imparatorluğunun yaratılmasında etkili olmuştur.
Musevilik ve Hıristiyanlık ta tek Tanrılı dinlerdir.
Diğer tek Tanrılı dinleri bir yana bırakalım. İslamiyet bu gün her topluluk ve devlete göre farklılaşmıştır. Devletlerde İslamiyet devlet politikasının bir uzantısı haline getirilmiş ve üstelik ulus-devlet ve milliyetçilikle birleştirilmiştir. Politika aracı haline getirilmiştir.
Bu açıdan Müslüman devletlerin aynı Tanrıya inansalar bile, her devlet ve topluluk kendi penceresinden tanrıya bakmaktadır.
Tanrı inancı oldukça eskidir, neredeyse insanlığın tarihinin ezici çoğunluğunda vardır.
Her topluluk ve grup kendi penceresinden ve yaşamından hareketle Tanrısına ve tanrılarına bakmıştır.
Alevilik inancı İslamiyet’ten eskidir, hatta son Zerdüşt’ten, tek tanrılı dinlerden eskidir.
İlk çıkış merkezi ve ağırlıklı bölümü İrani coğrafya olarak tanımlanan alanlara dayanmıştır.
Aleviliğin çıkış yeri Arabistan değildir.
Aleviler tanrısına inanmaktadır, ama kendi pencerelerinden bakmaktadırlar.
Alevilik bir din ve inançtır. Her din ve inanç gibi Aleviler veya bu inanca inanan topluluklar aynı değildir. Aleviliğin kolları ve ekolleri vardır.
Alevilik sadece Türkiye devlet sınırlarından ibaret değildir. Suriye, Lübnan, İran vb yerlerde Aleviler vardır.
İran neticede İslam’ın Şii yorumunu benimsedi veya geliştirdi. Ama bir dönemler Alevilik Şiilik üzerinde etkili olmuştur, hatta öne geçmiştir. Bu günlere gelindiğinde İran Şii islamı dışında kalan İnançlar yasaktır, orada da Alevilik geçmişten bu güne yasaklanmıştır. Kürdistan’ın Goranları orada çoğunlukla Alevi inancına yakındır. Kendilerine Yaresanlılar denilmektedir. Enel-Hak’a inanırlar. Özgür Kürdistan’da Hevramani veya Kakailer denilen toplulukta Alevi inanışıdır. Irakta Arablar içinde küçük bir toplulukta Mazdeizme inanmaktadır. Yönleri Manday dağına dönüktür.
Uzatmadan bu iş bilimsel çalışma yapan tarihçiler, sosyologlar, din ve inanç alanında çalışmalar yapan bilim insanlarının işidir.
Bu güne kadar birçok gerçek ortaya çıkarılmıştır.
Türkiye’de devletin resmi dinini savunan ve Türk-İslam sentezinden uzaklaşmamış tarihçi ve ilahiyatçı, hatta bilim adamı geçinenlerin ortaya çıkaracağı bir sorun değildir. Bunlar bu güne kadar yaptıkları gibi, bu günde olayı kabul eder görünüp aynı ırmağa kanalize etmek istiyorlar.
Çeşitli yerlerde görüldüğü gibi ve yine doğal ırmaklar benzeri Türkiye’de din ve İnanç alanında farklı ırmakların olması bir zenginliktir.
Doğada bir ırmağı yok sayıp başka bir ırmağa katmak nasıl mümkün değilse, bu gün Aleviliği kabul eder görünüp aynı ırmağa akıtmak tutmayacak bir düşünce ve politikadır.
********
Hz. Ali’den sonra kardeşi ta Horasana kadar gitmiştir. Aleviler İslam’dan almış ve kendini gelişmelere göre bir açıdan reforme etmişlerdir.
Kerbala olayı ve Ehli Beyt’te yapılan zulümün karşısında yer almışlar ve kendi içlerine dahil etmişlerdir.
Bu gün Türkiye’de Müslümanlığın veya Sünni İslam’ın Hz Ali’ye bakışı ile Alevilerin bakışı aynı değildir.
Her iki kesim açısından bazı ortak yanlarla birlikte Hz Ali yorumu ve yaratıkları figür tamamen ayrıdır.
Bu açıdan Alevilerin Hz Ali’si bir bakıma ayrıdır dersek abartı olamaz.
Kaldı ki sadece Alevilerde değil, İslam saltanatına karşı olan bütün muhalif kesimler için Hz Ali bir sığınak olmuştur.
*************
Her topluluk ve etnik kimlik kendi dilleri ile Tanrısına ve inancı için dua eder, bu alandaki kültürünü serbestçe yaşar.
Alevi Çalıştayı ve açılımında Kürdistanlı Aleviler bana göre yoktur. Kırmançki ve Kurmanca konuşan Aleviler eskiden geldiği gibi kendi dilleri ve kültürleri, gelenek ve görenekleriyle inancını yaşamak isterler.
Başbakan sıkça “biz insanı yaratandan dolayı severiz” demektedir.
Yaradan bizleri de böyle yaratmış. Alevileri Alevi olarak, bizim dillerimizi analarımızdan doğma bize nasip etmiştir.
Tanrının Alevilere verdiği İnançları ve dinlerini hile politikalara alet etmenin ne anlamı var.
Alevilerde yaradan tarafından nasıl yaratılmışsa inançları, dilleri ve kültürlerini, buna dair yaşam tarzları, geleneklerini sürdürmek isterler.
Bundan doğal ne olabilir?
Tanrı Kürdün, Kürt Alevisinin de Tanrısı değil mi?
Lafa geldi mi insanları yaratandan dolayı seviyorsunuz. Alevi inancını ve dinini neden yaradandan dolayı sevmiyorsunuz?
Tanrıya inananlar bu dünyada farklı diller ve kimlikler taşırlar.
Kürdistanlıların dilleri ve kimliklerini niye tanımıyor ve yaradandan dolayı sevmiyorsunuz?
Şunu bir kez unutunuz.
Nasıl Kürtleri Türkiye vatandaşı yapmaya kalkıp, Kürtlerin ve diğer halkların sosyal ve ulusal haklarını, yani topluluk olmadan doğan kolektif haklarını tanımıyorsanız, aynı şekilde Alevilerin topluluk olmaktan doğan ve din ve inanç haklarını tanımıyorsunuz.
Kırnançki-Kurmanca konuşan Kürdistanlı Alevilerin Alevilik inanışları birbirine daha yakındır. Dersim-Koçgirili Kırmançki-Kurnanca konuşan Aleviler Rea Haq’a inanmakta ve yaşamaktadır. Bu bölge dışında kalan Kürt Alevilerle inanışları çok daha yakındır.
Örneğin Dersim’de yaşayan Aleviler Enel-Haq veya Rea Haq’a inandıkları gibi, İran Kürdistan’ında yaşayan Goranların çoğu da Enel-Haq’a inanmaktadır. Bunlara Yaresanlılarda denmektedir. Dersim’de nasıl Ya Hızır, Ya Haq ön planda ise Goranlarda ise Sultan SEHAK ön plandadır.
Aynı zamanda Enel-Hak, Hak yolu, Hak gerçeği Alevilerin hepsinde şu veya bu şekilde vardır.
Alevi çalıştayının Başbakana sunduğu raporda bütün Aleviler kendisini bulamıyor ve göremiyor.
Kürdistanlı Alevilerin nasıl kendisini göreceği ise koskocaman bir soru işaretidir?
**********
Osmanlı döneminde egemen İslam’a karşı Türk ve Kürt vb Alevilerin kendilerini Alevi olarak tanımlamaları gayet doğaldır. Egemen İslam’a karşı Alevi kimlikleri ile durmaktadırlar. Bu durum cumhuriyet döneminde de belli ölçüde sürmüştür.
Bir Müslüman eğer Türk ise kendisini Türk ilan etmekten ve tanımlamaktan çekinmez.
Ama bu Müslüman eğer Kürt ise durum değişmektedir. Bütün Müslüman Kürtler devletin politikasının etkisiyle, bazıları kendilerine Kürt değil sadece Müslüman demektedirler.
Alevilerde de benzer bir tablo ile karşılaşıyoruz. Türk Aleviler Türk kimliklerini inkar etmezler. Sıra Kürt Alevilere gelince sadece Aleviyiz diyenler hala bulunmaktadır.
Devlet Alevileri tanımadığı ve inançsal haklarını kabul etmediği halde, yıllarca bu yönlü sürdürülen politika kırılsa bile hala devam etmektedir.
Örneğin bazı Türk Alevi kesimleri kendi dili ve kültürü ile inançlarını yerine getirirken, aynı hakkın Kürt Aleviler tarafından yerine getirilmesine seyirci kalmaktadır. Ya da tekçi bir Aleviliğin dayatılmasından yana olmaktadır.
Bir şeyi daha belirtmeden geçemeyeceğim.
Devletin resmi dini İslam’dır. Ama egemen olan Hanefi İslam’dır. Türkler genellikle Hanefi mezhebindendirler. Kürtlerin çoğu ise Şafidirler.
Kürdistanlı Alevilerden bazıları Hanefi İslamı ön plana çıkaracağına şafi İslami ön plana çıkarmaktadır.
Hanefilik ve Şafilik Sünni mezhebindendir. Bu doğru. Ama devletin resmi dini Egemen İslam olarak tanımlanırken bu Hanefiliktir.
Alevilerin nüfus cüzdanlarına ,kayıtlarına bakın, Hanefilik olarak yazar. Şafilik değil. Çok iyi hatırlıyorum, benim kimliğime de Mezhep Hanefilik yazılmıştı.
Kürtlerin çoğunluğunun Şafi olması, Hanefilikten dolayısıyla Türklükten bir farklılığı ifade eder. Şafiliğin Hanefiliğe benzetilmeye çalışıldığını unutmamak iyi olur.
İnanç açılımında dikkati çeken asıl bir noktada Ezidilere bir şey düşmemesidir. Hala lafta bile olsa Ezidi inancı kabul edilmemektedir.
*****
En iyisi devlet dinden elini çeksin. Bütün dinlere eşit mesafede dursun.
Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın.
Dine dayalı siyasi partiler olmamalı.
Laiklik devletin dinden elini çekmesi, bütün din ve inanç topluluklarına inançları doğrultusunda kendisini serbestçe ifade etmesi ortamının sağlanması ile gerçekleşir.
Dinler ve dini inaçlarda bir zenginliktir.
Eritmek ve yok etmekle olmaz. Her din ve inanç topluluğu demokratik ölçüler içinde bir arada yaşamalı, birbirinin farklılığını kabul etmelidir.
Bir topluluğun kendi dini ve inancını başkasına zorla kabul ettirmesinin bütün zemini kaldırılmalıdır.
Türk-İslam sentezine ve politikasına son verilmelidir.
Din ve inanç toplulukları devletin memuru olmamalı, kendilerini özerk bir alan olarak örgütlemelidir.
Alevi inancıda kendi konseylerini, inanıştan kaynaklanan özelliklerini koruyup serbestçe geliştirmesi için özerk örgütlenmeli, bütün Alevi topluluklarını içine almalıdır. Aleviliğin kolları bu örgütlenme içinde farklılığını korumalıdır, yaşamalıdır.
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir